| Cüneyd Zapsu'nun verdiği tüm cevapları görmek için buraya veya yukarıdaki fotoğrafların üstüne tıklayınız... |
|
Başbakanın danışmanı Cüneyd Zapsu, Fındık ve Yasin El Kadı dışındaki soruları "sair konular" başlığı altında topladı. Bu bölümde Zapsu, 87 soruya yanıt verdi. İşte o sorular ve yanıtlar... SAİR KONULAR 91. Aktifsiniz, danışmanlık sıfatınız nedeniyle de paylaşımcısınız…Yine de zaman zaman Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile sıkıntılar yaşandığına ilişkin söylentiler söz konusu oluyor. Dış politika konusunda ya da hükümetin diğer üyeleri ile ilişkilerde bu tür gerginlikler yaşanıyor mu? ( Gülçin Tahiroğlu / Platin ) Bunun basın tarafından abartıldığını düşünüyorum. Ben bu konuya 2004 senesinde verdiğim röportajda da açıklık getirmiştim. Sayın Gül ile değil ama bürokrasi ile belki sıkıntı yaşadığımız zamanlar olmuştur. Benim çalışma şeklim kendilerinin alışmış olduğu sistemden farklı olabilir. Fakat şöyle bir gerçek var. Bizim vaktimiz yok. Gerçekten pek çok noktada geri kalmış olduğumuzu görüyorum. En çabuk, en hızlı, en doğru şekilde bunları nasıl tamamlayabileceğimizi, halledebileceğimizi araştırıyorum. Alışılagelen, bildik yollarla gittiğinizde uzun bir zaman dilimine ihtiyacınız olabiliyor. Benim gibi “arka kapıları” kullandığınızda ise işler hızlanıyor, hedeflerinize daha rahat ulaşabiliyorsunuz. Suni olarak büyütülen son günlerdeki büyükelçilerle görüşme meselesini de bu bağlamda değerlendirmek lazım. 92. Tayyip Erdoğan’la olan ilişkiniz çok eskilere dayanıyor. O anlamda vefalı bir ilişki sözkonusu. Erdoğan’ın siyasete atılması ile birlikte de siz de kelimeyi uygun görürseniz bir anlamda ‘bir maceranın’ içine sürüklendiniz. Buna ‘bir ideali paylaşmak’ diyebilir miyiz? Öyleyse bunu kelimelere dökmeniz mümkün olabilir mi? ( Gülçin Tahiroğlu / Platin ) Her ikisi de doğru, macera da ideali paylaşmak da… Ben Tayyip Bey’i İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olmadan önce tanıdım. Ülkemizin hak ettiği seviyeye onun liderliğinde ulaşılabileceğine inandım. Hala da inandığım için yanındayım. “Maceraya” atıldığımda Türkiye yaşanacak bir ülke olmaktan çıkmıştı. İnsan hakları, ki benim için en önemli şeydir, her geçen gün artacağına azalmaya başlamıştı. Hürriyet, hür yaşamak, hak mefhumu… Şimdi ise, bir Türk vatandaşı bir İskandinav ülke vatandaşı ile aynı haklara sahiptir. Ancak bu daha kağıt üstündedir. Kanunlar çıkmıştır, benimsenmesi ve uygulaması ise elbet zaman alacaktır. Sokaktaki vatandaşlarımız da haklarını bilip bu haklara sahip çıktığı an artık geri dönüş olmayacaktır. Sadece bunun için bile her şeye değdi diyebilirim. İnsan hakları, eğitim ve iş hakkını, şeffaflık ve haksız rekabetin önlenmesini de ( ki buna devletin haksız rekabeti de dahil ) kapsar. Bu olduktan sonra zaten ikinci hedef olan ekonomik refah kendiliğinden gelecektir. 93. Köklü bir aileden geliyorsunuz, köklü bir iş geçmişine sahipsiniz eğer bugün siyasetin içinde bu kadar yoğun bulunmasaydınız, sizi farklı hangi alanlarda görmemiz mümkün olabilecekti? Ertelediğiniz idealleriniz var mı? ( Gülçin Tahiroğlu / Platin ) Var, hem de çok. Zaten çocukluğumdan beri hiç bir zaman, hiç bir gün sıkıldığımı hatırlamıyorum. Hiç bir zaman boş oturmadım. Aslında oturamadım demek daha doğru. Artık biraz da sükunet ve stresten uzak bir zaman dilimi istiyorum ama bilmem becerebilir miyim, yoksa yine yeni projelere mi girişirim, bundan emin değilim. 94. Gelişen olayları ve zaman zaman hedef tahtası gösterilmeyi ‘siyasetin bir cilvesi’ olarak mı yorumluyorsunuz? Eğer öyleyse bu konudaki hisleriniz neler? Gerek iş gerekse danışmanlık yoluyla girdiğiniz siyaset arenasında uzun soluklu yürümek gibi bir hedefiniz var mı? ( Gülçin Tahiroğlu / Platin ) Siyasette bazı kişiler “kolay hedeftir”. Bu işe başladığımdan beri fazla konuşmamış, demeç vermemiş olmamın yanında alışılmadık tarzda “resmi kimliğimin” bulunmamasının beni “kolay hedef” haline getirdiğini ve bunun “siyasetin bir cilvesi” olduğunu düşünüyorum. Hedefim bu ülkenin her geçen gün daha yaşanabilir bir hale gelmesi, her türlü özgürlük ve her türlü hakkın olduğu, hiçbir korkunun olmadığı bir ülke olmasıdır. Bunun dışında siyaset arenasında kendime şahsi bir hedef koymadım. 95. Sizi zaman zaman bakanlardan da etkili olabilen ‘gölge adam’ olarak niteleyenlere verilecek cevabınız nedir? ( Gülçin Tahiroğlu / Platin ) Gölge adam gibi kavramlar benim kişiliğimle uyuşmaz. Be sadece sevdiği, güvendiği ve saydığı bir arkadaşına, üstlenmiş olduğu çok zor bir görevde yurt dışında ve iş hayatında edindiği tecrübeleri ve bağlantıları kullanarak yardımcı olmaya çalışan biriyim. Ön planda olmaya, basında boy göstermeye niyetim de yok ihtiyacımda. Mühim olan işin yapılmasıdır, kimin yaptığı değil. 96. Ortadoğu’daki krizle birlikte Türkiye’nin dünyadaki yeri, gelişecek olası kötümser tablo karşısında iş dünyasının alması gereken pozisyonu nasıl değerlendiriyorsunuz? Olumlu ve olumsuz iki senaryo üzerine görüşlerinizi alabilir miyim? ( Gülçin Tahiroğlu / Platin ) Ben her zaman bardağın dolu kısmını görürüm. Türkiye’miz dünyadaki olumsuz gelişmelere rağmen bu kadar büyümeyi kendi dinamikleriyle yapabilecek düzeye gelmiştir. Hatırlayalım, geçtiğimiz günlerde döviz krizi denen bir sıkıntı yaşanmış, hatta bu krizi tetikleyenler olmuş, ama işler sağlam bir yapıda ilerlediği için kendi rayına oturmuştur, üstelik bu kadar yüksek petrol fiyatlarına rağmen. Önümüzdeki günlerde faizler de tekrar düşme trendine girecektir. Ben Ortadoğu krizinin oradaki insanların trajedisini bir an için bir tarafa bırakırsak, Türkiye’ye yeni imkanlar getirebileceği kanaatindeyim. Güçlü bir ordumuzla, sağlam bir ekonomimizle bölgede istikrar örneği olduğumuzun tüm dünya daha iyi farkına varmıştır. (Şunu ihmal etmeyelim. Bir an önce savunma sanayii yatırımlarımızın artması gerekir. Ordumuzun teçhizatının mümkün olduğu kadar modernleştirilip, bağımsızlığa kavuşturulması gerekir.) Son senelerde bölgede artan etkinliğimiz sonucu, bizden sadece asker gücü istenmeyecek, ilk normalleşmede Ortadoğu, en büyük ve doğal pazarımız da olacaktır. 97. AK Parti içinde bir kesimin sana eleştirel baktığı sır değil. Bu tutumu nasıl değerlendiriyorsun? Bu kişilerle hiç bu konuları görüştün mü? Bu durum Erdoğan ile ilişkinizi nasıl etkiledi? ( Murat Yetkin / Radikal ) Bugüne kadar kimse çıkıp da bana eleştirilerini açıkça belirtmemiştir. Arkamdan bu şekilde hareket ediyorlarsa ki herhalde bu yönde bazı duyumlar var, kendilerine “niye Cuneyd Zapsu’ya bu eleştirilerinizi açık açık söylemiyorsunuz, bunu MKYK toplantılarında veya özel olarak doğrudan bildirmiyorsunuz?” diye sormalı. Eleştiriye her zaman açığım. Siyasetin kötü tarafları bu tip şeyler galiba. Kimsenin arkasından konuşmamak lazım diye annelerimiz, babalarımız bize öğretmedi mi? Tayyip Bey beni çok iyi tanıdığı için pek fazla etkilendiğini sanmıyorum. Benim tanıdığım Tayyip Bey’e hakkımda bir eleştiri geldiğinde, eleştirene ilk söyleyeceği şey “Bunu Cuneyd Bey’le konuştun mu?” diye sormak olacaktır, diye düşünüyorum ve inanıyorum. 98. Gayrıresmi diplomasi son yıllarda büyük ölçüde senin üzerinden işledi. Bu başbakanın talimatı mıydı? Dışişleri Bakanlığının bu durumdan hoşnut olmadığı izlenimine sahip misin? Öyle ise, bu Erdoğan'ın ve senin tutum ve hareketlerinizi etkiledi mi, örneğin frenledi mi? Dışişlerinin bu tutumunu neye bağlıyorsun? Hiç bu konuda tartıştığınız diplomat oldu mu, hangi olaydı? ( Murat Yetkin / Radikal ) Ben şu ana kadar memleketimizi ilgilendiren her görüşmemin bilgisini Sayın Genel Başkana ilettim. Dolayısıyla onun bilgisi dışında yaptığım bir şey olamaz. Bir önceki sorunun cevabı aslında Dışişleri için de geçerli, şayet eleştiren varsa, keşke eleştirisini açık açık ortaya koysa. Bu yapılmadığından bu soruya açık bir cevap veremiyorum. Ben vazifeme her zamanki gibi devam ediyorum. Tartıştığım bir diplomat? Sadece bir kere 2002 Aralık ayında olmuştu, ama şimdilik bende kalsın. 99. Gül ile gayrıresmi diplomasi temasları nedeniyle görüş ayrılığına düştüğünüz oldu mu? Gayrıresmi diplomasiyi yürütürken, hal raporlarını yalnız Erdoğan'a mı, yoksa Erdoğan ile birlikte Gül'e de veriyor muydun? Örneğin, Gül başbakan iken kime veriyordun, Erdoğan başbakan olduktan sonra kime veriyorsun? ( Murat Yetkin / Radikal ) Hayır, Abdullah Bey ile hiçbir zaman görüş ayrılığımız olmadı. Kaldı ki ben baştan beri Tayyip Bey’in yanında çalıştığım için Başbakan’ın Abdullah Bey veya Tayyip Bey olması benim için bir değişiklik oluşturmamıştır. Ancak tabii ki zaman zaman Abdullah Bey ile de bir araya gelmekteyiz. 100. Erdoğan'ın danışmanı olarak siyasete girmek sana işadamı olarak ne kazandırdı, ne kaybettirdi? Sonuç hanesi negatif mi, pozitif mi? Geriye dönüp baktığında, siyasete girmemenin daha iyi olabileceğini düşünüyor musun? Siyasetten ayrılmayı mı, bu konumda kalmayı mı, yoksa önümüzdeki seçimde milletvekili adayı olmayı mı düşünüyorsun? Neden? ( Murat Yetkin / Radikal ) İş adamı olarak kaybettirdi. Hayatımın önemli bir dönemini bu yönde değerlendiremiyorum. Ama pişman değilim. Çünkü geriye baktığımda bu kadar reformu hayata geçiren bir partinin kurucusu olmak bana gurur veriyor. Doğrusu son zamanlarda aleyhime yürütülen kampanya beni biraz yordu. Ama yine de sayılan üç alternatif de halen açık. 101. AKP çevrelerinde "tepki" topladığınız zaman zaman bakanların, zaman zaman da milletvekillerinin açıklamalarından anlaşılıyor. Geçmişte bir siyasi partinin genel başkanlığını yaparak da siyasete "profesyonel" olarak ilgi gösterdiğinizi ortaya koymanıza karşılık, neden AKP'den milletvekili adayı olmadınız? ( Serpil Yılmaz / Milliyet ) Siyasete “profesyonel siyasetçi” olarak hiç bir zaman ilgi göstermedim, ne eskiden ne de şimdi. Evet, geçmişte kısa bir dönem Sayın Korkut Özal’ın Genel Başkanvekilliği’ni yaptım. İşin aslı, yapılması gerekenin yapılmasıdır. Burada illa ön planda olmak, benim için önemli değildir. 102. Bazın kendinizi Dışişleri Bakanı veya AKP’nin dış ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı’nın yerinde gördüğünüz oluyor mu? ( Sezai Matur / Sakarya Yenihaber ) Hayır hiç olmadı. Ben çok sevdiğim arkadaşlarıma üstlenmiş oldukları bu zor görevde yurtdışında edindiğim tecrübeler ile yardımcı olmaya çalışıyorum, o kadar. Bu görev çerçevesi ne gerektiriyorsa onu yapıyorum. 103. Kamuoyunda Amerikalılar’a söylediğiniz iddia edilen “ Bunu kullanın” ifadesi sonrası Başbakan Erdoğan size hiç tepki göstermedi mi? ( Sezai Matur / Sakarya Yenihaber ) Medyada iddia edildiği gibi “kullanın” demediğim ve Sayın Başbakan da benim ne dediğimi çok iyi bildiği için bir tepki göstermedi. 104. Başbakan danışmanlığını ne karşılığında( maaş ve benzeri) yapıyorsunuz? ( Sezai Matur / Sakarya Yenihaber ) Başbakan danışmanı veya herhangi bir kamu kurum veya kuruluşunda devlet memuru olmadığımdan dolayı bir maaş almadığım gibi harcırah, ödeme vs. de almıyorum. Parti tarafından görevli olarak yaptığım vazifelerle ilgili yaptığım masraflar ise, yapılan harcamayı gösteren belge ibrazı karşılığı Parti tarafından ödenmektedir. Bunun dışında herhangi bir maaş, yada farklı adlar altında ödeme, harcırah vs. söz konusu değildir. 105. ABD ile bağlantınız nedir? ( Sezai Matur / Sakarya Yenihaber ) Uzun yıllar işlerim sebebi ile ABD ile pek çok bağlantım ve bir çok tanıdıklarım oldu. Amerikalı firmalarla gerek Amerika’da gerekse Amerika dışında pek çok görüşmem, işbirliğim oldu. Bunun dışında üyesi olduğum Dünya Ekonomik Forumu toplantıları ve onbir senedir yönetim kurulunda bulunduğum Türk-Amerikan İş Konseyi çerçevesinde pek çok Amerikalı ile tanışma fırsatım oldu. Sorunuz CIA ajanı vs. miyim ise, hayır değilim. Hiçbir zaman olmadım, olmaya da niyetim yok. Amerikan vatandaşı olup olmadığımı soruyorsanız, hayır değilim. 106. Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu politikalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? ( Sezai Matur / Sakarya Yenihaber ) Düşünce ve değerlendirmelerim partimizin programında yazılı olanların istikametindedir. Kimimizin Güney Doğu, kimimizin Kürt, kimimizin terör sorunu dediğimiz olay, maalesef Türkiye’nin bir gerçeğidir. AK Parti bu sorunun toplum hayatımızda neden olduğu olumsuzlukların bilinciyle bir politika izlemektedir. Partimizin önceliği bölge halkının mutluluğu, refahı, hak ve özgürlüklerini gözetmektir. Türkiye’nin bütünlüğü ve üniter devlet yapısıyla birlikte, bölgeyi tehdit eden terörün önlenmesinde zaaf yaratmayacak bir şekilde, kalıcı, tüm toplumun duyarlılıklarına saygılı, etkili ve sorunları kökünden çözmeye yönelik bir politika izlenmelidir. Ben insan hakları açısından Kürtlerin azınlık olmadığını, böyle bir konu bile olamayacağını, Kürt kökenli vatandaşlarımızın devlet yönetiminin en üst noktalarına da gelebildiklerini her platformda söyledim, halen de bu düşünceyi savunmaktayım. Bölgedeki kültürel farklılıklar zenginlik olarak kabul edilmelidir. Bölgenin geri kalmışlığından kaynaklanan kimi olumsuzlukların giderilmesi bölgeye dönük özel düzenlemeler yoluyla değil, genel demokratikleşme projesi bağlamında yapılırsa daha etkin olacaktır diye düşünüyorum. 107. Sizce Kürt sorunu nasıl çözülür? ( Sezai Matur / Sakarya Yenihaber ) Sorunuzun cevabı için bkz. Madde 106 108. Almanya'dan Türkiye'ye dönerken ne gibi hayalleriniz, vizyonlarınız vardı? Bunların ne kadarını gerçekleştirdiniz? Ya gerçekleştiremedikleriniz? Hiç pişman oldunuz mu döndüğünüze? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Almanya’dan Türkiye’ye rahmetli Turgut Özal’ın getirdiği olumlu havadan dolayı dönmüştüm. Yeni bir kalkınma havası, yurt dışında Türk pasaportu taşımaktan gurur duyan, tüm dünyaya mal satmaya uğraşan birçok genç girişimci ortaya çıkmıştı ve “artık eski dönemlere dönmeyiz” diye düşünüyorlardı. Ben de onlardan biriydim. O zamanlar henüz 20’li yaşlarımın sonundaydım. Ancak eski siyasetçilerin dönmesi ile tekrardan eski kötü alışkanlıklar da başladı. Bu durum Özal’a yapmak istediklerini yapabilecek imkan bırakmadı. Tekrardan başlamak üzere Çankaya’dan inmeden az önce vefat etti ve ne yazık ki tüm kazanımlar bir bir yıkıldı. 90’lı yıllar Türkiye’miz için tam bir kayıp oldu. Deprem sırasında, merkezi sistemin tam çöküşünü en yakından gördüm. Bu hiç işe yaramayan sistem hem kendisi bir şey yapamamakta, hem de yapmaya çalışan sivil topluma engel çıkarmaktaydı. Geri döndüğüm yükselen Türkiye tam tersine her açıdan geriye gitmekteydi. İnsan hakları en başta… Tayyip Bey’i Belediye Başkanlığı’ndan daha önce tanımış, takdir etmiş ve sevmiştim. Onun lider yapısı ile çok şey değişebileceğine inandım ve bunu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı sırasında gördüm. Ona olan sevgiden yararlanmalıydık. Halkın güveni ve sevgisi o kadar fazlaydı ki, bu düşen trendi ancak o tekrar durdurup ters yöne çevirebilirdi. Bu inancım aynen devam ediyor. Örneğin Meclis’te son 3,5 senelik AK Parti iktidarında kararlaştırılan 1000’den fazla kanunun 1/3’ünden fazlasının insan haklarıyla birebir alakalı olması benim gerçekleşen hayallerimden en önemlisidir. Tabii ki çoğu daha “kağıt üstünde”, yani daha yapacak çok şey var. Ama bu yolda aldığımız mesafeyi de gözardı edemeyiz. Hiçbir zaman Türkiye’ye döndüğüm için veya Tayyip Bey’in yanında siyaset içerisinde olduğum için pişman olmadım. Ülkeme döndüğümden beri yakamda Türk bayrağı rozetini gururla taşıyorum. Hiç bir zaman “partizan” olmadım. Her konuya mümkün oldukça objektif bakmaya çalışıyorum ve 4-5 sene önceki Türkiye ile şu anki Türkiye arasındaki farkı görmek bana haz veriyor. Her ne kadar medyamız güzel haberleri verip halkın enerjisine enerji katacağına kötü haber vermeyi adet edinmişse de gerçekte durum bu değil. Artık hiç birşey eskisi gibi olmayacak. İnşAllah biz rahmetli Özal’ın yaptığı yanlışı yapmayıp bizden sonra herşeyin yine eskisi gibi kötüye dönmesini önleyici, kalıcı tedbirleri alabileceğiz. Mühim olan bunu gerçekleştirecek zamanın olması. 109. Soros'a ve onu temsil eden Açık Toplum Enstitülerine yaklaşımınız nedir? Soros ile görüştünüz mü? Görüştüyseniz hangi amaçla? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) George Soros’la birçok sefer görüştüm. Açık Toplum Enstitüsü’nün araştırmalarının çoğunun bizim görüşlerimize yakın olduğunu düşünüyorum. Örneğin Kıbrıs konusunda yaptıkları son araştırmada, bizim ve KKTC’nin istediklerinin hepsini savunduklarını görebilirsiniz. Kıbrıs konusunda bizi ve AB üyeliğimizi, AB başkentlerinde sürekli desteklemektedirler. Aynı şekilde Çeçenistan konusundaki çalışmalarını incelemenizi tavsiye ederim. Bu kuruluş, “ Türkiye’yi parçalamak amacındaymış vs ” şeklindeki dedikodular hiç bir araştırma yapmaya gerek duymayan komplo teoricilerinin söylemleridir. Kendisi ABD’nin bugünkü dış politikasına karşı çıktığı için bilhassa neo-con’lar tarafından sevilmiyor olabilir. Bu söylentileri yayan bizimkiler de bu şekilde neo-con’larla aynı safta yer almaktadırlar. ( Fırsatınız olursa Soros’un Wall Street Journal’da 17 Ağustos’ta çıkan yazısını okumanızı tavsiye ederim.) Görüşme amacıma gelince, AK Parti Genel başkan Veri Koordinatörü olarak vazifelerimden biri dünyadaki kanaat önderleri ve yabancı sermayeyi çekebilmek için de önemli iş adamları ile temastır. George Soros her iki kategoriye de girdiği için temas ettiğim kişilerden biridir. 110. Rupert Murdoch'ın sahibi olduğu News Corporation'a TGRT'yi aldırdığınız iddiası için ne diyorsunuz? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Türkiye’ye yabancı sermaye çekmek ve Türkiye’de yatırım yapmak isteyen yabancılara yardımcı olmak benim baştan beri görev tanımımın içinde yer almaktadır. Bunun için senelerdir çalışıyorum. Murdoch’la da Türkiye’de yatırım yapması için görüştüğüm doğrudur, ancak yapacağı yatırımın hangi şirket olacağına kendi karar vermiştir. 111. TÜSİAD üyeleri hakkınızda çıkan spekülasyonlardan sonra size sahip çıktılar mı? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Genel Sekreter ve Yönetim Kurulu Başkanı tarafindan TÜSİAD’da benimle ilgili herhangi bir sorunun gündeme gelmediği bildirilmiştir. Ayrıca TÜSİAD Haysiyet Divanı Başkanı Can Paker, basın bunu kendisine sorduğunda bunun “TÜSİAD ile alakalı olmadığını, hükümet ile TÜSİAD’ın arasının bozulmasına çalışıldığını, siyasi yıpratma aracı olduğunu ve TÜSİAD’ın kullanılmak istendiğini” söylemiştir. Anladığım kadarı ile bir gazetenin tamamen uydurmasıdır, zaten gazete hakkında gereken hukuki yola da başvurulmuştur. 112. Wolfowitz ve Wilson gibi kişilerle evlerinde kalacak kadar olan samimiyeti hangi tarihlerde ve nasıl kurdunuz? Bu şahıslarla şu andaki samimiyetinizin ölçüsü nedir? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Bu evlerinde kalma dedikodusunu kimin çıkardığını bilmiyorum. Ben biriyle ne kadar samimi olursam olayım evinde kaldığım yok denecek kadar azdır. Sorduğunuz iki kişi ile de normal bir tanışıklığımız vardır. 113. 2002 yılında Türkiye'nin Başbakanı Ecevit olduğu halde, Davos'a Erdoğan'ın davet edilmesini sizin sağladığınız söyleniyor. Bunu hangi gerekçeyle yaptınız ve nasıl başardınız? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Ben ve ağabeyim çok uzun yıllardır Davos toplantılarını düzenleyen WEF’e (World Economic Forum) üyeyiz. WEF’in hem her yıl Davos’da yaptığı yıllık toplantıya, hem de diğer platformlarına katılmaya çalışırız. Davos her zaman yeni açılımların, yeni akımların ve yeni buluşmaların yeri olmuştur. 2002 toplantısında biz partiyi kuralı yaklaşık 6 ay olmuştu ve tüm Dünya bu yeni yükselen partiyi ve liderini merak ediyordu, bundan dolayı WEF yönetimi zaten davet etmek istiyordu. Ben de kendilerine yardımcı oldum. 114. Ortadoğu'da alevlenen savaşa ilişkin Türkiye'nin yaklaşımını ve taraflardan beklentileri Büyükelçilik yetkililerine aktarmışsınız. Hangi büyükelçiliklerdi bunlar? Nasıl bir yaklaşım ve ne tür beklentilerdi aktardıklarınız? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Benim Türkiye’nin yaklaşımını ve beklentilerini Büyükelçilik yetkililerine aktardığım sadece bir söylentidir. Herhangi bir şekilde Türkiye’nin yaklaşım ve beklentilerini aktarmış olmam söz konusu değildir. Çünkü ne ben Türkiye Cumhuriyeti hükümetini temsil ediyorum, ne de büyükelçiler benim böyle bir temsil yetkim olduğumu zannediyorlar. Benim büyükelçilerle görüşmem çalışma rutinimdedir. O dönemde uzun süre yurt dışında bulunmam gerektiğinden, büyükelçiler ile görüşmem mecburen aynı güne denk gelmiştir. İlgilenen Amerikan Dışişleri Bakanlığı Ankara Büyükelçiliği’nin resmi web sayfasına girip, 24 Temmuz 2006’da Büyükelçi Wilson’un bu konuda söylediklerini orjinalinden okuyabilir. 115. Büyükelçiler ile yaptığınız bu görüşmelerin sonucunda ortaya oldukça karışık bir manzara çıktı. Bu konudaki temel sorun neden kaynaklanmıştı. Geriye dönüp de olan bitene baktığınızda Şöyle yapsaydım daha iyi olurdu. dediğiniz oldu mu? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Ortaya çıkan manzaranın karışık olduğunu düşünmüyorum. Bu benim Ankara’daki rutinim. Bundan önceki günler, aylar, senelerde de aynı program, aynı yoğunlukta sık sık yaşanmıştır. Sadece basın benim bu rutinimi geç fark etti. Ben Sayın Genel Başkan’ın bana verdiği görev tanımı çerçevesinde gerektiği durumlarda temas etmem gereken herkesle fikir alış verişinde bulunup, onların bana aktardıklarını özetleyerek Sayın Genel Başkan’a iletmekle yükümlüyüm. Buna Türkiye’deki büyükelçiler de dahildir. 116. 15 Ocak 2004 tarihinde TurkishTime'da yayınlanan söyleşinizde: Amerikalılara sürekli şunu soruyordum: Amerika'ya yatkın, Iraklı bir lider yetiştiremediniz mi on senedir? Böyle bir lider olması gerekiyordu. Halbuki Ahmet Çelebi gibi Amerika'dan gelen değil Irak içinden, Iraklı bir iki lider koymaları gerekirdi. Irak gibi bir yer ancak Iraklılar tarafından idare edilebilir. diyorsunuz. Bu sözlerinizle, Amerika'nın yayılmacı, müdahaleci politikalarını onaylamış, hatta desteklemiş olmuyor musunuz? Bu konuya siz hangi pencereden bakıyorsunuz? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Hayır, tam tersi. Bu sözlerim ile Amerika’nın politikasını onaylamış, hatta desteklemiş olmuyorum. Reel siyaset gereği, eskide olanı bir kenara bırakıp, şu an ne yapılmalı diye düşünmek gerekir. ABD’ye, onların bakış açısından daha iyi bir bakış açısı sunuyor, Irak için de çok daha iyi netice verebilecek bir şey söylüyorum. Söylediğim, Irak’ın Irak’lılar tarafından yönetilmesi gereği idi, yoksa Amerika’dan gelen yöneticiler tarafından değil. Benim hala bugün dahi anlayamadığım nasıl olur da – bırakın dünyayı – sadece ABD olarak vergi veren vatandaşınızın cebinden belki 500 milyar dolarlık bir Irak savaşı yapacaksınız ve savaşı askeri anlamda kazandıktan sonra ne yapacağınızı, ülkeyi nasıl, kimle yöneteceğinizi bilmeyecek, planlamayacaksınız? Şimdi ben bunu sorduğum için ABD planını uygun mu görmüş oluyorum? Evet ben 1 Mart tezkeresinin geçmesini arzuladım; Çünkü öncelikle memleketimizi düşündüm. Şu anda bana “gördün mü, ya geçseydi yanmıştık” diyenlere karşı da, şunları söylüyorum: Belki haklısınız ancak geçseydi ne olabileceğini, sağlayacağı maddi avantajları kim nereden biliyor? Çok daha önemli şeyler vardı: Şu anda bizim askerimiz Kuzey Irak’ta geniş bir emniyet şeridini kontrol ediyor olacaktı. Acaba PKK bu şekilde gelişebilir miydi? Kürt tarafı Irak’ta bu kadar önemli rol oynayabilir miydi? Şu an vesveseye gerek yok. Ama bu geride kaldı, şimdi bize düşen önümüze bakmak. 117. Sizi, başbakandan rol çalmak, başını belaya sokmak ve kriz çözmek yerine kriz çıkarmakla suçluyorlar. Ne diyorsunuz? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) J ! Çok hoş! Benim ne yapıp ne yapmadığım sadece basında çıkanlarla sınırlı değil. Bunları ben biliyorum, Sayın Başbakan biliyor. Bilmesi gerekenler biliyor. Bu da bana yeter. Üstelik basında çıkanların da ne kadarı gerçek? Zaten gerçekler yazılmadığı için bu kadar dava açıyorum, şu anda da sizlere bilgi vermeye çalışıyorum. 118. Türkiye için neler yaptınız ve daha neler yapmak istiyorsunuz? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Neler yaptım? Ülkem için elimden geldiği kadarını yaptım. Belki birgün tarih yazar. Doğru yazması için uğraşacağımdan emin olabilirsiniz! Hedefim bu ülkenin her geçen gün daha yaşanabilir bir hale gelmesi, her türlü özgürlük ve her türlü hakkın olduğu, hiçbir korkunun olmadığı bir ülke olmasıdır. Bunun dışında siyaset arenasında kendime şahsi bir hedef koymadım. “İnsan hakları” dendiğinde komünist olmanıza gerek yok, başörtüsü dediğinizde şeriat gelmez, Kürtçe dediğinizde memleket bölünmez. Biraz kendimize güvenirsek bizim korkularımıza hiç gerek olmadığını, aslında başkalarının bizden korkmaları gerektiğini göreceğiz. 119. PKK'yı desteklediğiniz iddiaları hakkında ne diyorsunuz? Nereden çıkıyor bu söylentiler? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Bu bana ailemin bir kısmının (Babaannem ve bir koldan büyükbabam) kökeninden dolayı vurulan bir damgadan başka bir şey değil. Başka hiçbir tutanakları yok bu iftira atanların. Olsa şu ana kadar ortaya çıkmıştı zaten. Tek söylenen Babaannemin eski bir Kürt ailesine mensup olması ve bu ailenin bazı mensuplarının bundan yüz küsür sene önce devlete baş kaldırmış olmaları. Dedemin ise Said-i Nursi ile dost olması ve kızlarından birinin (yani halamın) meşhur Musa Anter ile evlenmiş olması. Ancak şunları yazmıyorlar: Diğer kızını bir Binbaşı olan Remzi Yılmaz’a vermiş, oğluna (yani babama) Rumeli göçmeni İbrahim Uzel’in kızını almış, Necip Fazıl ile birlikte milliyetçi Büyük Doğu Cemiyeti’nin kurucusu olmuş. Bu gerçekler acaba niye görülmek istenmiyor. Bir de Kürt Teali Cemiyeti’nden bahsediliyor. Halbuki benim bildiğim rahmetli dedem Kürt Teali Cemiyeti kurucusu değil, Kürt Hevi Cemiyeti’nin kurucusudur. Kurucusu olduğu Cemiyet Cumhuriyet döneminde resmi izinle kurulmuş İstanbul’daki Kürt talebeleri destekleyen bir cemiyettir. Hatta bu cemiyet o zamanlarda Kürt talebelere el atan Bolşevizm karşıtı olarak çalışmış. Bunu dahi yanlış yazıp yayıyorlar! Kaldı ki dedem dindar bir insandı ve dinimizde ırkçılığa dayalı milliyetçilik anlayışının olmadığını herkes gibi elbet dinimizi çok iyi bildiği eserlerinden anlaşılan dedemin kendisi de biliyordu. Benim hakkımda söylenen bir başka husus daha var, o da şirketlerimde Kürt Teali Cemiyet Başkan ve üyelerinin torunlarını çalıştırdığım. Bu konuda da söyleyeceğim var! 1) Bu bir yalandır, değil diyenler iddialarını ispat etsinler! 2) Bir an bu iftirayı doğru kabul edin. Farz edinki katil bir kişi var. Şimdi onun soyundan gelenlere, torununada mı iş vermemek lazım? Yazık ki, modern Türkiyemiz’de hala bu anlayışta kimseler var. Biz şu Cuneyd Zapsu’yu nasıl PKK ile ilişkilendiririz diye bir şeyler bulmaya çalışıyorlar. Fakat ortada bulunan bir şey yok, çünkü olmayan bir şeyi arıyorlar. Bırakın bana, aileme karşı atılan tüm iftiralara karşı da dava açtım. Üzüldüğüm, zaten büyük yük altında olan Türk adaletinin benim yüzümden daha fazla meşgul olması. Ancak bu gibi iftira ve asılsız iddialar karşısında suskunluğum yanlış yorumlandı, bu konuda bir zayım yanım var sanarak daha da fazla üstüme geldiler. O kadar ileri gidildi ki bunlara inanarak “bu Cuneyd Zapsu zararlı biri, bunu yok edelim” diye düşünenler dahi çıktı. 120. Etnik kökeninizin sizin hakkınızdaki suçlamalarda tetikleyici etki yaptığını düşünüyor musunuz? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Sorunuzun cevabı için bkz. Madde 119 121. Eşinizin başı açık namaz kılması ve bu konu hakkında çıkan tartışmalar için ne düşünüyorsunuz? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Ben bunun yerleşik din anlayışımıza, örf ve adetlerimize uygun olmadığı kanaatindeyim. Ancak kendisine “yap- yapma”şeklinde telkinde bulunmam. Ne yapacağını kendisi bilir. Ben kızlarıma da ne örtün ne de açıl derim. Doğru bildiğimi anlatmaya çalışırım ama karar kendilerinindir. Nasıl ki başörtülü bir kızımızın okuma hakkının elinden alınması insan hakkı ihlalidir, başörtüsüz birinin de ibadet hakkı olmalıdır. Ancak hak başkasının hakkına tecavüz edildiği an, hak değildir. O da ayrı bir mevzu. Bugün bunu cevaplarken bir hadiseyi hatırladım. Partimizin bir İl Yönetim Kurulu üyesi (başı örtülü olmayan genç bir hanım) tanımadığı biri tarafından eleştirildiydi. “Önce başını ört, bu ne hal” diye. İşin üzücü yanı hanım kendi baş örtüsü takmadığı halde, başörtülülerin hakları için birçok başörtülüden daha fazla uğraşıyordu. Bu tür tavırlarda bulunanların başörtülü kızlarımızın okullarda başörtülerini zorla çıkaranlardan hiç bir farkı yoktur. Toplumumuzun bunun farkına varması lazımdır. Başörtülü kızlarımız başörtüsüzlerin hakkını, başörtüsüzlerin de başörtülülerin hakkını koruması gereklidir. 122. Amerikada,Türk basınında çok tartışılan Bu adamdan faydalanın… sözlerinizle gerçekte neyi kastetmiştiniz? Durum basında yansıtıldığı gibi midir? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Sayın Dişli ve ben, Amerikalı Ak Parti muhaliflerine hitap etmek için söz konusu toplantıya katıldık. Toplantının hiç usulü olmadığı halde, biz bu toplantıyı Türk gazetecilere açtık ki kapalı kapılar ardında ne konuşulduğunu duysunlar. Orada bulunan Türk gazetecilerin aksine Amerikalılar kastettiğim “faydalanmak” fiilinin gerçek anlamının bazı Türk gazetecilerin yorumladığı gibi “manipüle” etmek olmadığını, burada “kullanmak” fiilinin “iletişim kanalı olarak kullanmak” manasında ve de kendi şahsi kredibilitesini verdiği mesaja katabilen bir kanal olarak kullanılmak manasında olduğunu anladılar. Durum hiçbir şekilde basında yansıtıldığı gibi değildir. Zaten bu konu ile ilgili olarak hakkımda “Türkiye Cumhuriyeti ve Başbakanı’nı aşağıladığım” için suç duyurusunda bulunulmuş, Şişli Başsavcılığı 18.07.2006 tarihinde gördüğü belgelerden sonra takipsizlik kararı vermiştir. ( Karar No : 2006/950 ) 123. ABD ile olan bağlantılarınız şekli ve boyutu konusunda okuyucularımızı aydınlatır mısınız? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Sorunuzun cevabı için bkz. Madde 105 124. Babaanneniz Hidayet Zapsu'nun yaşadığı sürede Türkler aleyhine konuştuğu ve Kürt isyanlarının baş aktörü olan Bedirhan aşiretine mensup olduğu; halanızın Musa Anter'in eşi olması ve dedelerinizin Şeyh Sait ile akraba olduğu hakkında çeşitli söylentiler atılıyor ortaya. Ayrıca, şirketlerinizde Kürt Teali Cemiyeti'nin başkan ve mensuplarının torunlarının yönetici olarak görev yaptıkları iddia ediliyor….Ne diyorsunuz bu söylentiler karşısında?( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Rahmetli babaannemi çok iyi hatırlıyorum ve bir kez dahi Türkler aleyhine konuştuğuna şahit olmadım. Zaten, böyle birşey olmasına da imkan yoktur. Çünkü, en basitinden gelini Rumeli Türk’üydü. Diğer bir kızını da Anadolulu bir Türk subayı ile evlendirdi. Sadece bu örnek bile kendisinin Kürtçülük gibi bir çekişme, mücadele, tavır içinde bulunmadığını gösterir. Kaldı ki birisinin sizin ifadenizle “ Türkler aleyhinde konuşması” gibi bir tavır, sadece o noktada kalmaz, aynı zamanda güzel ülkemize, milletimize, onun değerlerine, tarihine, bayrağımıza karşı olmayı da ifade eder. Bunlar ise bizim ailemizin bu günü için de dünü için de söz konusu bile olamaz. Bundan dolayı aslı olmayan ve bizi gerçekten yaralayan bu sözlerin, bizleri ve ailemizi tanımayanlar tarafından ortaya atıldığına inanıyoruz. Sorunuzun cevabı için bkz. Madde 119 125. Demokrasiye verdiğiniz önemi biliyoruz... Sizce, Gaziantepte şehit babasının cenazede yaptıgı konuşmadan dolayı verilen 11 aylık ceza alması demokrasiye aykırı bir şey değil midir? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Bu konuya iki açıdan bakıyorum: Vicdani ve Hukuki. Vicdani açıdan hakikaten üzücü. Acılı bir babanın sözleri bu şekilde cezalandırılmamalıydı. Onun içinde bulunduğu psikolojiyi anlamaya çalışmalı, kendimizi bu zor konuda bile, bu yanlış sözler karşısında bile, bundan dolayı hoşgörülü olmaya zorlamalıyız. Hukuki açıdan ise mahkeme heyeti kararını vermiş, üzerine bir yorum yapmam doğru olmaz. 126. Yahudi lobisi için çalıştığınız iddialarına nasıl bir cevap vermek istersiniz? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Neye istinaden bu iftirayı atıyorlar bilemiyorum. O yüzden cevap da veremeyeceğim. Sayın Başbakan’la birlikte bazı Yahudi kuruluşlarını ziyaret etmemizden dolayı mı acaba? Dediğim gibi bilemiyorum… Ancak, ben Türkiye’nin güzel ülkemin dışında dışında hiçbir memleketin lobisini yapmadım, yapmam. 127. PKK hakkında ne düşünüyorsunuz? PKK'yı bir terörist örgüt olarak kınadınız mı? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Tabii ki PKK bir terör örgütüdür ve Kürtler için büyük bir şanssızlıktır: Ama bir soru sorayım, bu örgütün terör örgütü olduğunu kabul ettiğini göstermek için ulusumuzun her bireyinin teker teket bu terörist örgütü kınaması mı gerekir? Olay ortada, yaptıkları ve amaçları ortada. Bkz. Madde 116 ve Madde 119 1 Mart tezkeresinin geçmesine çalıştığım için de suçlanıyorum. PKK yanlısı biri hiç bunun için çalışır mıydı? PKK’nın tezkere zamanındaki tutumunu lütfen bir hatırlayın. 128. ABD'nin Büyük Ortadağu Projesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Türkiye'nin bu projedeki yeri nedir? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Bence önce ABD’nin kendisinin bir karar vermesi lazım. Kendileri BOP ( Büyük Ortadoğu Projesi ) hakkında ne düşünüyorlar? Hala iki sene önceki Sea Island kararlarını hayata geçirmek istiyorlar mı? Bence bazılarında kafa karışıklığı var. Bölgenin demokratikleşmesinde biz çok büyük rol oynayabiliriz, yeter ki herkes bunu hakikaten istesin. 129. AB'ye girmenin Türkiye'ye ne gibi faydaları olacağını düşünüyorsunuz? AB'nin ulusal birlik ve bütünlüğümüz için bir tehdit oluşturduğu yönündeki düşüncelerde de gerçeklik payı olabilir mi sizce? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Bence çok önemli bir soru sormuşsunuz, mümkün olduğu kadar kısa anlatmaya çalışacağım. AB bizim kendimiz için, toplumumuzun yararı için koyduğumuz bir çıtadır. İnsan hakları açısından ve ekonomik gelişme açısından konan bir çıta. Ben insan hakları olmadan sağlanmış gibi gözüken ekonomik refahın sıhhatli ve kalıcı gelişme olduğuna inanmıyorum. Biri diğerini getiriyor ve bence bu döngüde önce insan hakları gelmelidir. İnsan hakları sadece kimseye dokunmama, işkence olmaması vs. değildir. Şeffaflıktır, haksız rekabetin önlenmesidir, iş hakkı, eğitim hakkıdır. Bunlar tamamlandığında ekonomi, hele Türkiye’miz gibi dinamik bir yapıya sahip olan bir ülkede kendiliğinden gelişir. Evet, hedef AB seviyesidir; çünkü şu anda bize daha uygun bir model gözükmemektedir. Bildiğiniz gibi bu seviyeye ulaşabilmemiz için de bir süreç başlamıştır. Kimine göre 5 kimine göre 10 sene sürebilecek bir süreç. Bu zaman sonunda bu seviyeye geldiğimizi farz etsek bile işler yine bitmiş olmuyor. Önce AB ülkelerinin hepsi buna “tamam” demeleri gerekiyor. Ama hiç üzerinde durulmayan, unutulan birşey daha var: Biz o zaman ister miyiz? O zaman gelsin, halkımız buna karar verir, o yüzden ulusal birlik ve bütünlüğümüz için tehdit mi değil mi o zaman, o günün şartlarında düşünelim. Şu an korkulacak bir şey olduğunu hiç sanmıyorum. Aksine şu an atılan adımlar neticesinde kişi başına gelirimiz artmaktadır. Zengin ve refah düzeyi yüksek ülkelerin ulusal birlik ve bütünlüğü fakir ülkelerinkine göre daha az tehlikedir diye düşünüyorum! 130. DTP'li belediye başkanları hakkında ne düşünüyorsunuz? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) DTP Anayasanın öngördüğü çerçevede kurulmuş ve çalışan bir partidir. Nitekim merkezi yönetim, bu tip belediyelere hiçbir ayrım yapmadan, yardımlarını yapmaktadır Ancak DTP’li Belediye Başkanları bu çerçevenin ve hukuk düzeninin dışına taşan eylemlere girmemelidir. Bu tür eylemler hem kendilerini seçenlere hemde diğer vatandaşlarımıza zarar verir. Bu ise sonuçta ülkemizin zararınadır. 131. Gelecek seçimlerde milletvekili adayı olmayı düşünüyor musunuz? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Şu an için düşünmüyorum. Hiyerarşik pozizyonlara, rutin mesai düzenine ruhen uzağım. Ancak bugünden bir sene sonrasına kesin karar vermek, kendimi kendi sözlerimle bağlamak da istemiyorum. 132. Güneydoğu Anadolu ile ilgili bir rapor hazırladınız mı? Yanıtınız evet ise bu bu rapor ne doğrultudaydı. ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Cevabım “hayır”. 133. Her sene ne kadar vergi verdiniz?5 yıl önceki mal beyanınız varmı? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Dört yıldır iş hayatından uzak olduğum, şirketteki hisselerimi sattığım ve gelirim de bu satış bedelinden olduğu için beyana tabii gelir getirecek bir faaliyetim olmamıştır. Mal beyanım var. 134. MHP lilerin milliyetçi ideolojilerininin teorisyenlerinden Seyit Ahmet Arvasi sizin neyiniz oluyor? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Kendisi baba tarafından uzak bir akrabamdır. 135. Kiliselere destek olduğunuz, bir nevi misyonerlik yaptığınız iddiaları karşısında ne diyorsunuz? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Bu da mesnetsiz ve çirkin bir iddiadır. Ben inacını yaşamak isteyen herkese olabildiğim kadar destek olurum. Kilise açmak isteyen Hristiyana da, havrasını tamir etmek isteyen Museviye de, camii yapmak isteyen Müslümana da. Ben inançlı, imanlı müslüman bir aileden geliyorum. Çocuklarıma da Allah sevgisi vermeye çalıştım. Korkudan çok sevginin önemli olduğunu düşünüyorum. Eğer misyonerlik yapacak olsam, bu ancak İslamın misyonerliği olabilir. 136. Herhangi bir tarikate yakınlığınız var mı? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Tarikat mensubu muyum diye soruyorsanız hayır değilim, ama çoğumuz gibi iki büyük Türk mutasavvıfının, Yunus ve Mevlana’nın aşığıyım… 137. Doğu ve Güneydoğu’ daki mağazalara sahip olduğunuzda bölgede üretilen malları almadığı iddialarına ne diyorsunuz? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Böyle biri durum olmadı, yani Doğu ve Güneydoğu’da mağaza sahibi olmadım. BİM’den biliyorsunuz ayrılalı seneler oluyor. O tarihlerde BİM’in Doğu ve Güneydoğu’da mağazası yoktu. BİM’in şimdi ne yaptığını bilmiyorum, lütfen kendilerine sorunuz. Bununla birlikte bu kadar absürt bir iddia duymadım. Böyle şey mi olur? Tam tersi bölge ürünlerini desteklemek gerekir. Onları ulusal düzeyde satmak bilahare ihracatına çalışmak gerekir diye düşünüyorum. 138. Size, basın tarafından bugüne kadar hiç sorulmayan ama sizin mutlaka sorulması gerekirdi diye düşündüğünüz bir soru var mı? ( Dilek Yaraş / İnternethaber ) Bu e-postada kamuoyunu ilgilendirecek benim hakkımda sorulabilecek tüm soruların sorulduğunu zannediyorum. 139. Sizce Cüneyd Zapsu kimdir? Siyasi anlamda tam olarak AKP’deki göreviniz nedir? ( Hülya Güler / Ekonomist ) Cuneyd Zapsu, sevdiği, saydığı ve güvendiği birine üstlenmiş olduğu zor bir görevde yurtdışında ve iş dünyasında edinmiş olduğu tecrübe ve ilişkilerle yardımcı olmaya çalışan biridir. Bunu yapmasına sebep çok sevdiği memleketinde insanların korkusuzca, refah içinde yaşayabilmesini sağlamaktır. AK Parti kurucularındanım, baştan beri de MKYK üyesiyim, ayrıca “Genel Başkanın Özel Asistanı, Veri Koordinatörü ve Müşaviri”yim. 140. Geçmişte hangi şirketlerin sahibi, hissedarı gibi bir pozisyonda yer aldınız? ( Hülya Güler / Ekonomist ) Firma Ortaklıktan Ayrılış BİM 20.05.2000 Balsu Gıda 22.09.2002 Teksu Ticaret 22.09.2002 Azizler Holding 15.11.2002 Teksu Dağıtım 15.11.2002 Balsu Marketing 15.11.2002 Balsu Sigorta Hizmetleri 15.11.2002 Balsu Çikolata 15.11.2002 Lezziks A.Ş. 19.03.2003 GMD Holding 20.03.2003 Nimet Gıda 20.03.2003 Ahsen 20.03.2003 Sağlıklı Gıda Ürünleri 20.03.2003 For You Limited 10.07.2003 Lezziks Ltd 04.08.2003 141. Şu anda ticari anlamda hangi faaliyetleri yürütüyorsunuz? ( Hülya Güler / Ekonomist ) Ticari anlamda herhangi bir faaliyet yürütmüyorum. 142. Sahibi veya hissedarı olduğunuz ticari kuruluşlar hangileri? ( Hülya Güler / Ekonomist ) Herhangi bir ticari kuruluşun hissedarı ve/veya sahibi değilim. 143. Yurtiçi ve yurtdışında üye olduğunuz sivil toplum kuruluşları hangileri? Bunlarda ne tür görevler üstleniyorsunuz? ( Hülya Güler / Ekonomist ) -Alman Liseliler Derneği (ALD), İstanbul, Türkiye,Üye -Alman-Türk Endüstri ve Ticaret Odası (AHK), İstanbul, Türkiye, Üye -Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD), İstanbul, Türkiye, Üye -World Economic Forum (WEF), Davos, İsviçre,Üye -Uluslararası Kabuklu Yemiş ve Kuru Meyve Konseyi (INC), İspanya, Başkan -Türk Amerikan İş Konseyi (TAIK), İstanbul-Türkiye, Yönetim Kurulu Üyesi -Türk Ekonomik ve Sosyal Etüd Vakfı (TESEV), İstanbul- Türkiye, Yüksek Danışma Konseyi Üyesi 144. ABD’li For You mağazalar zincirlerinin isim hakkını aldınız. Şu anda Türkiye’de kaç tane For You mağazası var? Yıllık ticaret hacmi ne kadar? ( Hülya Güler / Ekonomist ) Öncelikle For You diye bir Amerikalı mağazalar zinciri yoktur, dolayısıyla böyle bir şirketin isim hakkını almam da söz konusu olamaz. Ayrıca, For You’dan 10.07.2003 senesinde ayrıldım. Bu sebeple ticaret hacmi veya mağaza sayısı gibi konuları bana değil, şirkete sormanız gerekir. 145. For You mağazaları ile ilgili olarak kısa, orta ve uzun vadede planlarınız neler? ( Hülya Güler / Ekonomist ) Sorunuzun cevabı için bkz. Madde 144 146. Türkiye’de ABD ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi zincir eczaneler açılması konusunda bazı çalışmalar olduğu ve bunun sizin For You mağazalarınızın olması dolayısıyla hız kazandığı yönünde iddialar var. Bu konuda ne söyleyeceksiniz? ( Hülya Güler / Ekonomist ) Sorunuzun ilk kısmı için bkz. Madde 144 Zincir eczaneler açılması konusunda yapılan çalışmalarla ilgim olmadığı gibi konu hakkında da hiçbir bilgim de yoktur. 147. Balsu yine sizin sahip olduğunuz şirketlerden biri. Bu şirketinizin ticari faaliyetleri hakkında bilgi verir misiniz? ( Hülya Güler / Ekonomist ) Balsu benim eskiden ortak olduğum şirketlerden biriydi. 22.09.2002 tarihinde şirketteki hisselerimi ağabeyime devrederek şirketten ayrıldım. Şirketin faaliyetleri hakkında bilgi için lütfen şirkete müracaat ediniz. 148. TÜSİAD üyeliğinizin sona erdirilmesi konusunda bazı tartışmalar yapıldı. Bu konudaki gelişmeleri anlatır mısınız? Son durum nedir? ( Hülya Güler / Ekonomist ) Sorunuzun cevabı için bkz. Madde 111 149. Siyasete girdiğiniz için pişman mısınız? Siyaseti bırakmanız söz konusu olur mu? Evet yada hayır ise neden? Bütün bunları bırakıp sadece ticari faaliyetlerinize odaklanmayı düşünüyor musunuz? ( Hülya Güler / Ekonomist ) Sorunuzun cevabı için bkz. Madde 100 150. Siyasi kimliğiniz ticari faaliyetlerinizi nasıl etkiliyor? ( Hülya Güler / Ekonomist ) Benim Parti kuruluşundan kısa bir süre sonrası itibariyle herhangi bir ticari faaliyetim kalmadığı için olmayan ticari faaliyetlerimin siyasi kimliğimden etkilenmesi de söz konusu olamaz. 151. Neden genel seçimlerde milletvekilliği için aday olmadınız? ( Hülya Güler / Ekonomist ) “Cuneyd Zapsu, sevdiği, saydığı ve güvndiği birine üstlenmiş olduğu zor bir görevde yurtdışında ve iş dünyasında edinmiş olduğu tecrübeyle yardımcı olmaya çalışan biridir”. Bunun dışında kendime başka bir vazife yüklemedim. 152. Türkiye’de hakkınızda ortaya atılan iddialar yurtdışı siyasi ve ticari ilişkilerinizi nasıl etkiliyor? ( Hülya Güler / Ekonomist ) Siyasi ilişkilerim konusunda yurt dışındaki muhataplarım iddiaların asılsızlığını daha rahat anlayabiliyorlar. Benim Parti kuruluşundan kısa bir süre sonrası itibariyle herhangi bir ticari ilişkim olmadığı için burada etkilenen herhangi bir husus yok. 153. Sizce Türkiye’de çok tartışılan bir isim olmanızın Türkiye’nin menfaatleri açısından nasıl sonuçları ortaya çıkıyor. Bundan dolayı bir sorumluluk duyuyor musunuz? ( Hülya Güler / Ekonomist ) Eğer sorunuz “ siz tartışmalı bir isimsiniz. Türkiye’nin menfaatlerine ters düşüyorsunuz, bundan dolayı sorumluluk duyuyor musunuz?” ise, cevabım şudur: Sorunuzun cevabı için bkz. Madde 117 ve Madde 152 Türkiye’nin menfaatlerinin korunması konusunda çok büyük sorumluluk duyuyorum. Benim çalışmamdan dolayı Türkiye’nin menfaatine ters bir hadise olmuş ise bu en çok beni üzer, ama bunun ne olduğunu da birilerinin ortaya koyması lazım değil mi? 154. Son olarak bazı büyükelçiler ile yaptığınız görüşmeler gibi kimi önemli ve özel görüşmelerde aktif olarak yer almanızın başka ülkelerde bir karşılığı var mı? Diplomaside örneğin ABD yada İngiltere’de bu rolü üstlenen bir kimlik varmı? ( Hülya Güler / Ekonomist ) İleri demokrasiyi yaşayan tüm güçlü ülkelerde bahsettiğiniz “rolü” üstlenen, yani ‘arka kapı diplomasisi’ olan ve bu şekilde süreç hızlandıran bir değil, pek çok kişi vardır. Sadece demokrasinin tam oturmamış olduğu ülkelerde böyle bir şey olmamaktadır. Misalen dikta rejimlerinde ülkelerin büyükelçilerinin görüştükleri kişiler devletçe belirlenir. Aşağıdaki cümle bu son olaydan sonra çok önemli bir ülkenin Büyüelçisi tarafından bana yazılmıştır: “Hepimizin anlatması lazım ki, tüm ileri demokrasilerde kendi adamlarını kullanmak Başbakanların hakkı ve huyudur, ayrıca bunun yapılması devlete zarar vermez, aksine fayda sağlar.” 155. Sizinle ilgili genel olarak özellikle ABD’de çok iyi ilişkileriniz, kontaklarınız olduğu söylendi. Türkiye’de de çeşitli cemaatler ile çok iyi ilişkileriniz olduğu konusu gündeme geldi. Bu kadar iyi ilişkiler, kontaklar kurmayı başarabilmiş bir insan olarak Türk medyasıyla ilişkilerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Medya ilişkileri yönetiminde başarılı/başarısız olduğunuz konusunda ne düşünüyorsunuz? ( Hülya Güler / Ekonomist ) Partimiz seçimi kazandığından beri yazılı basın ve görsel medyaya fazla çıkmamış olmamın basınla ilişkimin çok iyi olmadığına dair bir izlenim yarattığına inanıyorum. Biliyorsunuz geçtiğimiz 4 sene içerisinde günlük gazetelerimizde sadece Nuriye Akman Hanımefendi’ye bir röportaj verdim, Sayın Fatih Altaylı ile Teke Tek’e çıktım bir de en son CNN Türk’de üç gazetecinin fındık konusundaki sorularını cevapladım. Vazifemin kamuoyuna degil, Tayyip Bey’e bilgi vermek olduğunu düşündüğüm için bu şekilde davrandım. Ancak hakkımda komplo teorileri çıkmaya başladığında “bunlar geçer, hiç muhattap olmayayım” diye cevap vermedim. Fakat bu zayıflık olarak algılandı ve söylentileri çıkaranlar işi hayal güçleriyle orantılı olarak iyice abarttılar ve sonunda bugünkü duruma geldik. Belki de geçmişte kendimi daha fazla ifade etmem gerekirdi diye düşünüyorum. 156. Büyükelçilerle görüşmeniz konusunda çelişkili açıklamalar oldu. Sayın Başbakan'ın "Bilgim dışında" dediği gün sizin "Patrona bilgi vereceğim" yönünde demeciniz çıktı. Sayın Başbakan'dan bu konuda size bir uyarı oldu mu? ( Bülent Sarıoğlu / Milliyet ) Hayır, bana bu konuda herhangi bir uyarısı olmadı. Kendisinin başta “haberim yoktu” demesi benim normal günlük programımı çok özel durumlar haricinde Sayın Başbakan’a önceden bildirmememden kaynaklanmaktadır. Kendisi benim her gün nerede olduğumu, kiminle görüştüğümü doğal olarak bilemeyebilir. Ancak sonradan bir sohbetinde dile getirdigi gibi bu tip görüşmeler benim görevim dahilindedir. Ben büyükelçilerle görüşerek, onların düşündüklerini, onların gözünden güncel olayları toplayıp gerektiğinde Sayın Başbakan’a aktarıyorum. Kaldı ki bu benim ilk görüşmem değildi. Büyükelçiler ile devamlı olarak Ankara veya İstanbul’da bir araya gelmekteyim. Aynı gün 1 değil 3 ya da 5 büyükelçi ile görüşmem olağanüstü bir durum değildir. 157. Büyükelçilerle görüşmelerinizin çerçevesini anlatabilir misiniz? Yani büyükelçilerle görüşmelerinizde neleri soruyorsunuz, onlardan ne tür mesajlar alıyorsunuz, onlar ağırlıklı olarak size neler soruyor? ( Bülent Sarıoğlu / Milliyet Ben görev tanımım kapsamında Ankara’ya geldiğimden beri farklı çevrelerden pek çok kişiyle bir araya geliyorum. Toplumun her kesitinden insanlarla görüşüyorum. Bunlar gazeteciler, büyükelçiler, bürokratlar, yabancı siyasetçiler, iş dünyası ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri dahil toplumun her kesiminden insanlardır. Burada amaç, günlük olan olaylar hakkında istişare ve bu olaylar üzerine kendilerinin perspektiflerini öğrenebilmektir. Büyükelçiler de bazen kendi ülkeleri, kendi vatandaşlarının ortak olduğu şirketler ile alakalı Türkiye’de herhangi bir sıkıntı, problem olduğunda bunu bana iletiyorlar. Ben de bu problemlerin çözümünde yardımcı olmaya çalışıyorum. Bu gibi problemlerin çözülmesi aynı zamanda ülkemizin de yararınadır. Son olarak Amerikan Büyükelçisi’nin bu konuda verdiği cevap Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın web sayfasında aynen aşağıda olduğu gibi halen durmaktadır, herkese açıktır: “Soru : Cuneyd Zapsu ile görüştüğünüz bildirildi. Görüşmeyi kim istedi? Ne görüştünüz? Yasın Kadı’yı görüştünüz mü? ABD Büyükelçisi : Cuneyd Zapsu bir dostumdur. Bu ülkedeki göreve geldiğim 6-7 aydır zaman zaman gördüğüm biridir. Bu memleketteki konuların nasıl gözüktüğünü daha iyi anlayabilmek, etkili insanların nabzını hissetmek için kendisiyle düzenli bir şekilde görüşmeye çalışıyorum. Bu son görüşmemizin kim tarafından istendiğini hakikaten hatırlamıyorum, ancak bu önemli de değil. Onunla görüşebilmekten memnuniyet duyuyorum. Hatırladığım kadarıyla birkaç haftadır zaten buluşmaya çalışıyorduk ve bahsettiğiniz günde buluştuk. Birçok konu hakkında görüştük. Bu konuları açıklamak benim vazifem değildir. Onun Türk hükümetinin bir temsilcisi olmadığını tabii ki biliyorum ve onunla görüşmelerim de zaten bu anlayışla olmuyor. Türk hükümetiyle El Kadı konusu gibi konuşmam gereken şeyleri tabiiki hükümetle konuşuyorum...” 158. Sizin bu görüşmelerle amaçladığınız nedir? Genel başkan danışmanı olarak AKP ile yabancı devletler arasında bir kanal mı oluşturuyorsunuz? ( Bülent Sarıoğlu / Milliyet ) İşlerin biraz daha hızlanmasını amaçlıyoruz. Evet, parti ile yabancı devletler arasında benim bu görüşmelerim nedeni ile bir kanal oluşuyor. AK Parti Genel Başkanı yabancı devletlerin düşüncelerini direk ve çabuk bir şekilde duyabiliyor. Bunun da hem işlerin hızlanması hem de tarafların birbirinin düşüncelerini daha iyi anlama açısından faydalı olduğuna inanıyor ve bu faydaları günlük hayatımızda görüyoruz. 159. Bu görüşmelerinizin parti ve ülke açısından nasıl yararlar sağladığını düşünüyorsunuz? Bu çerçevede tespit ettiğiniz somut sonuçlar var mı? Hatırınızda olan örnekler nelerdir? ( Bülent Sarıoğlu / Milliyet ) Bu görüşmelerin parti ve ülke açısından bir çok somut sonuçlarını görebiliyoruz. Türkiye’de yatırım yapmak isteyen yabancıların önündeki gereksiz engellerin kaldırılmasından tutun, en basit gibi gözüken, Antalya’da yapılmak istenen ama bir türlü izin alınamayan, Türkiye’nin büyük tanıtımını yapacak olan TV gösterisi için izinlerin alınmasına, eğitim alanında önümüzdeki günlerde herkesin sevineceği ilerlemelere, pek çok büyük organizasyonun Türkiye’de yapılmasının sağlanmasına, AK Parti’nin diğer partilerle olan dış ilişkilerinin güçlenmesine kadar bir çok örneği sayabilirim. Ayrıca bkz. Madde 154 160. Şimdiye kadar siyasette gördüğümüz kişilerden çok farklı bir portre çiziyorsunuz. Bir taraftan büyük bir tüccarsınız, diğer taraftan önemli yabancı bağlantılarınız var, yurt dışında ve yurt içinde güçlü diplomatik temaslara girebiliyorsunuz. Siyasette kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Bakan olmadığınız halde bakanlardan güçlü olduğunuz doğru mu? Bu gücünüzü siz neye bağlıyorsunuz? ( Bülent Sarıoğlu / Milliyet ) Öncelikle 2002 senesinden beri ne küçük ne de “büyük bir tacir” değilim. Parti kurulduktan sonra ilgili olduğum şirketlerin yönetimlerden istifa ederek hisselerimi devrettim. Bakan olmadığım halde bakanlardan güçlü olduğum yorumuna katılmıyorum. Ben Sayın Başbakanımız’ın bana verdiği görev tanımı çerçevesinde kendisine destek olmaya çalışıyorum. Belki, direk Sayın Başbakan’la çalışmamdan dolayı böyle intiba oluşmuş olabilir. Ayrıca bkz. Madde 139 161. Siyaset ve diplomasideki pro-aktifliğinizin zaman zaman Başbakan açısından da sıkıntı yarattığı, hatta ona zarar verdiğini düşünüyor musunuz? Sizinle ilgili olarak AKP içinde bir rahatsızlık gözlemliyor musunuz? ( Bülent Sarıoğlu / Milliyet ) Sayın Başbakan’a fayda yerine zarar verdiğimi düşündüğüm ve/ veya hissettiğim an bu vazifeyi bırakırım. Siyasette şunu gördüm : Hiç bir şey yapmayıp yerinizde oturduğunuzda hiç problem olmuyor, herkes sizi çok seviyor. Yazdığınız gibi pro aktif hareket ettiğinizde, risk alıp yeni birşeyler yapmaya çalıştığınızda ise pek çok kimse size düşman kesiliyor. Aslında bu bürokraside de aynı. AK Parti içinde (biliyorsunuz bazıları hep AKP diyor, ben de inadına Yüksek Seçim Kurulu’nda tescil edilmiş kısaltma ismi AK Parti olduğu için partimizi kendi ismiyle anmaya çalışıyorum. Hatırlıyor musunuz Muhammed Ali’ ye inatla Cassius Clay deniyordu ve bu senelerce sürdü; taa ki o kendini tam olarak herkese kanıtlayana kadar. O becerdi, inşAllah biz de becereceğiz ve siz de bize adımızla hitap edeceksiniz.) rahatsızlık olduğu dedikodusunu ben de duyuyorum. Dedikodu diyorum çünkü bir kişi dahi bana gelip yüzüme bir şey demedi. Aslında bunu çok da isterim; medyada çıkanların, temasım olmayıp beni tanımayan partili arkadaşlarımı da rahatsız etmemesine imkan yok. 162. Diplomasideki sıradışı üslubunuzun (Başbakan'ı ABD'de överken dile getirdiğiniz 'Delikten süpürmeyin, kullanın' gibi ifadeleri de dahil olmak üzere) Türkiye Cumhuriyeti devlet geleneğine zarar verdiğiyle ilgili eleştirilere katılıyor musunuz? ( Bülent Sarıoğlu / Milliyet ) Diplomaside sıra dışı üslubumun benim alışıla gelmişten biraz daha hızlı ve direk çalışmamdan kaynakladığına inanıyorum. Bunun Türkiye Cumhuriyeti devlet geleneğine zarar verdiğini düşünmüyorum. Ayrıca ben Türkiye Cumhuriyeti devletini temsil eden bir devlet görevlisi sıfatını da taşımıyorum. Bunu da muhatap olduğum insanlar biliyor. Taşımadığım bir sıfatı kullanıp insanları, toplumu aldatmıyorum. Sorunuzun detayı için bkz. Madde 122 ve Madde 157 163. Ticari faaliyetlerinizi bir kayyıma devretmeyi hiç düşündünüz mü, bundan sonrası için de siyasete, diplomasiye ağırlık verip fiili ticaretten çekilme niyetiniz var mı? ( Bülent Sarıoğlu / Milliyet ) Ticari anlamda herhangi bir faaliyet yürütmüyorum. Herhangi bir ticari kuruluşun hissedarı ve/veya sahibi değilim. 164. Başbakanlık'tan CHP'lilere gönderilen yazılarda kamuda hiçbir kadronuz olmadığı yazıyor. Üstlendiğiniz görevlere rağmen kamuda hiçbir kadronuz yok mu? Bunun, Almanya ve Türkiye'de çifte vatandaşlık taşımanızla ilgili olabileceği söyleniyor. Aynı zamanda Alman vatandaşı olmanız kamuda kadro almanıza engel mi? ( Bülent Sarıoğlu / Milliyet ) Başbakanlık’tan CHP’ye gönderilen yazılar tamamen doğrudur. Çünkü Başbakanlık’ta veya herhangi bir devlet kurumunun kadrosunda olmadığım gibi devlet memuru da değilim. Ben Sayın Başbakanımızın AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla partide atadığı “Özel Asistanı, Veri Koordinatörü ve Müşaviri” yim. Benim çifte vatandaşlığım her iki ülkenin de izni ile oluşmuştur. Bu şekilde çifte vatandaşlık taşımak kamuda bir görev almak için engel teşkil etmemektedir. “Bu yüzden kamu görevlisi olamıyor veya bu yüzden milletvekili olamıyor” düşüncesi geçerli değildir. Çifte vatandaşlık hakkından yararlanarak devlet kademelerinde görev yapanlar vardır. Bu yasalara aykırılık oluşturmuyorç İstediğim ve uygun gördüğüm taktirde ben de resmi görev alabilirim. 165. Başbakan'a en yakın isimlerden birisiniz ancak en çok eleştiri alan danışmanlar arasında da bulunuyorsunuz. Başbakan size bütün yüklenmelerde sahip çıksa da, kulislere yansıyan bilgilere göre AKP içinden de tepki çekiyorsunuz. Bazı milletvekillerinin başta siz olmak üzere danışmanlara yönelik tepkilerini bizzat Başbakan'a ilettiği biliniyor. Sizce bu tepkilerin nedeni nedir? Bir siyasi tahammülsüzlük mü var? Başbakan'ın yaptığı yanlışlar varsa, bunda katkınız olduğu düşünüldüğü için eleştiriliyor olabilir misiniz? ( Sedat Sahmay / Radikal ) Sorunuzun cevabı için bkz. Madde 161 ve Madde 97 166. AKP Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesisiniz. Sizinle ilgili tartışmalar gözönüne alındığında, 11 Kasım'da yapılması planlanan parti kongresinde siyasi konumunuzda bir değişiklik düşünüyor musunuz? ( Sedat Sahmay / Radikal ) Bu konuda takdir yetkisi bana ait olmadığı gibi karar mercii de ben değilim. Ne olacağını hep beraber 11 Kasım günü göreceğiz. 167. Samımıyetınıze guvenıuyorum samımıyetıme guvenın bu arada hakkınızda kı ıllegal orgut bağlantısı ıddıalarınıda yanıtlarsanız evınırım.saygılarımla. ( Adının açıklanmasını istemedi ) Hakkımda siyasete başladığımdan beri pek çok iddia ileri sürüldü. Mossad, CIA ajanı olduğum, PKK’lı olduğum, El Kaideci olduğum vs…Bunların hepsi asılsızdır. Politik amaçlarla üretilen çirkin “dedikodulardan” ibarettir. Bazı bölgelerde PKK’lı olarak gösteriliyorum, bazı yerlerde El Kaide, bazılarında Amerikan ajanı, bu bölge bölge değişiyor. PKK iddiasının çıkmasının tek sebebi babamın babası ve annesinin yani ailemin bir bölümünün Kürt kökenli olmasıdır. İşte hepsi bu! Hiç kimse bana “şunu yaptı veya şu şekilde PKK’ya destek verdi” diyemez. Fakat ne yazık ki her yere bu yalanlar yayılıyor. Ayrıca bkz.Madde 119 168. TÜSİAD üyeliğiniz ile ilgili bazı duyumlar almaktayız. TÜSİAD üyelerinin bir kısmının sizin üyelikten çıkarılmanızı istediği bunun için de haysiyet divanına başvurmaya hazırlandıkları söyleniyor. Bu konuyla ilgili düşünceleriniz nedir? Bu konunun henüz TÜSİAD Yönetim Kurulu gündemine gelmediği ama önümüzdeki günlerde görüşüleceği belirtiliyor. Görüşlerinizi yazarsanız sevinirim. böyle bir olay gerçekleştiğinde sizin tavrınız ve tepkiniz ne olur? ( Faruk Erdem / Takvim ) Sorunun cevabı için bkz. Madde 111 169. Bu email adresinin ucundaki şahsın Cüneyd Zapsu olduğunu nasıl anlayacağız? Eğer bu emailin ucundaki Cüneyd Zapsu değilse aşağıda email gönderilmiş onca haberci bu emaile soru gönderip yanıt alarak haber yaparsa bu da size çok zarar verebilir. ( Sadi Özdemir / Hürriyet ) Bence bunu anlamanız çok basitti, direk benim ofisime başvurup bu e-mailin doğru olup olmadığı sekreteryadan öğrenilebilirdi? Yine de ciddiye alıp sorularınızı yolladığınız için çok teşekkür ederim, çünkü bazı arkadaşlarımız en basit araştırmayı yapmaya gerek duymadan köşelerinde bu e-posta adresimi yayınlayıp yazım hakkında gayrı ciddi yorumlarda bulundular, adresime birçok virüslü yazıların gelmesine ve cevaplamamın uzun süre almasına sebebiyet verdiler. 170. Haberler genellikle 15 günde yapılmaz. Günlük hatta anlık gelişmeler değerlendirilir ve ilgili, sorumlu, yetkili taraflar aranır, görüşleri, katkıları alınır. Bu durumda sizin 'benim görüşümü almadan' siteminiz tamamen haksız. Çünkü arandığınızda yoksunuz, medya ile iletişime kapalısınız. ( Sadi Özdemir / Hürriyet Sorunuzun cevabı için bkz. Madde 155 171. Bütün gazeteciler ithamlar ya da suçlamalar ne kadar olumsuz olursa olsun karşı tarafın da görüşünü almak isterler. Dolayısıyla sizin iletişime bu kadar kapalı olmanız en çok da sizi zor durumda bırakıyor. Etik konusunda bizler en az sizler kadar duyarlıyız. Bundan emin olabilirsiniz. İnsanlar size ulaşmak istediğinde yüzyüze ya da telefonla konuşmayı neden tercih etmiyorsunuz? Görüşmeye açık olmanız halinde sizinle geniş bir röportaj yapmaya hazırım. ( Sadi Özdemir / Hürriyet ) Sorunuzun cevabı için bkz. Madde 155 Bu tür talepler çok fazla olduğu için bizzat görüşmeyi zaman açısından gerçekleştirmeme imkan yok. 172. Sayın Başbakan'a danışman oldunuz. Neden bakan ya da vekil olmadınız? ( Sadi Özdemir / Hürriyet ) Sorunuzun cevabı için bkz. Madde 151 173. Şu anda işlerinizin boyutu nedir? Hangi şirketlere sahipsiniz? ( Sadi Özdemir / Hürriyet ) Ticari anlamda herhangi bir faaliyet yürütmüyorum. Herhangi bir ticari kuruluşun hissedarı ve/veya sahibi değilim. 174. Son dönemde çeşitli ülke temsilcileriyle yaptığınız görüşmeler, başta Dışişleri Bakanlığı olmak üzere devletin çeşitli kademelerinde rahatsızlık uyandırdı. Bu görüşmelerden Dışişleri Başkanı ve ilgili birimlerin bilgisi var mıdır? Eğer, basına yansıdığı gibi bu görüşmeleri doğrudan Başbakanın talimatıyla gerçekleştirdiyseniz, Dışişleri Bakanlığı’na bilgi verilmemiş olması sizce Türkiye Türkiye’nin diplomatik ilişkileri bakımından doğru bir tutum mudur? İkili görüşmelerde gündeme gelen konular tutanağa bağlanmış mıdır ve Dışişleri’ne iletilmiş midir? ( Fırat Kozok / Cumhuriyet ) Sorunuzun cevabı için bkz. Madde 157 ve Madde 99 Ayrıca Dışişleri’nin ilgili birimlerinin önceden ve sonradan görüşmeler hakkında bilgisi olup olmadığını tekrar sormanızı tavsiye ederim. 175. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül görüşmelerini sözcüsü aracılığı ile basından takip ettiklerini duyurdu. Sayın Gül ile bu görüşmelerin ardından bir konuşmanız olmuş mudur, Dışişleri Bakanı size yönelik herhangi bir kırgınlığını dile getirmiş midir? ( Fırat Kozok / Cumhuriyet ) Evet görüştüm, kendisi ile bir kırgınlığımız bulunmamaktadır 176. Başbakanlık Personel Genel Müdürlüğü’nün kayıtlarında “ danışman” olarak gözükmediğiniz halde, Başbakan “ başdanışmanlığı” görevini sadece Tayyip Erdoğan ile olan dostluğunuz çerçevesinde mi yürütüyorsunuz, bu göreviniz nedeniyle Sayın Başbakanın şahsından veya devletin herhangi bir biriminden bu emeğiniz karşılığında bir ücret alıyor musunuz? Başdanışmanlık gibi bir görevi yürütürken MKYK üyesi olduğunuz Adalet ve Kalkınma Partisi içerisinde bile bu göreviniz nedeniyle şahsınıza yönelik eleştirileri nasıl karşılıyorsunuz? ( Fırat Kozok / Cumhuriyet ) Sorularınızın cevabı için Bkz Madde 139, Madde 97, Madde 104 ve Madde 164 Ayrıca Başbakan’ın “şahsından” da herhangi bir ücret almamaktayım. 177. Başbakana yakınlığınız ve dostluğunuz dikkate alındığında milletvekili adayı olmamanızın sizin deyiminizle işin “ mutfağında” çalışmak istemenizin özel bir nedeni var mıdır? Almanya yurttaşı olduğunuza ilişkin geçmiş tarihli belgeler hala geçerliliğini koruyor mu, bu yurttaşlığa geçerken Türkiye’de ilgili birimlere bildirimde bulundunuz mu? Milletvekili olmamanızda Alman yurttaşı olmanızın etkili olduğu şeklinde yorumlar var, bunlara katılıyor musunuz? ( Fırat Kozok / Cumhuriyet ) Sorularınızın cevabı için Bkz Madde 101 ve Madde 164 |
| AlmanLiseli Öğrenciler (mezuniyet senelerine veya okudukları senelere göre): |
| 1900-1959 | 1960-1969 | 1970-1979 | 1980-1989 | 1990-1999 | 2000-2009 | 2010-2019 | 2020-2029 |
| AlmanLiseli Öğrencilerin ismine ve/veya soyismine göre alfabetik liste |
| A | B | C | Ç | D | E | F | G | Ğ | H | I | İ | J | K | L | M |
| N | O | Ö | Q | P | R | S | Ş | T | U | Ü | V | X | W | Y | Z |
| AlmanLiseli Öğrenciler ile ilgili diğer listeler için tıklayınız ==> |
| (ALiPedia.info sitesi 31.07.2006 - 11.04.2009 tarihleri arasında toplam 170.000 kere ziyaret edilmiştir.) |
| Oluşturulduğu 12.04.2009 tarihinden beri bu sayfaya 135 kere erişilmiş olup © AYPA.TV sitesi ise kurulduğu 31.12.1996 tarihinden bu yana toplam 2.500.000 + 3281203 kere ziyaret edilmiştir. © Dipl.-Ing. Ali YILDIRIM · (1970-12B)· D-13585 Berlin, Luther Platz 4 · Tel.: +49 177 2427272 · +49 30 3366666 · Ali[at]AYPA.net · AYPA.TV © |










